👁 78 views
Written byIhsan Omer
Türkçe August 11, 2026

Milli Takıma Kızgınız, Çünkü Ondan Vazgeçemiyoruz

Milli Takıma Kızgınız, Çünkü Ondan Vazgeçemiyoruz

Belki de uzun süre bitmeyecek.

Çünkü 24 yıl sonra yeniden Dünya Kupası’na gitmek bu ülke için sıradan bir futbol başarısı değildi. İnsanlar yıllardır o günü bekliyordu. Sokakta, kahvede, iş yerinde, sosyal medyada aynı heyecan vardı: “Bu kez farklı olabilir.”

Kadromuza baktığımızda buna inanmak için sebeplerimiz de vardı.

Genç oyuncularımız vardı. Avrupa’nın önemli kulüplerinde oynayan futbolcularımız vardı. Arda Güler gibi dünya çapında konuşulan bir yeteneğimiz vardı. Kenan Yıldız vardı. Hakan Çalhanoğlu gibi yıllardır Avrupa’nın en üst seviyesinde oynayan tecrübeli isimlerimiz vardı.

Bu yüzden beklenti büyüktü.

Belki gereğinden fazla büyüktü.

Sonra Dünya Kupası başladı ve birkaç gün içinde yıllardır biriktirdiğimiz heyecan büyük bir hayal kırıklığına dönüştü.

Bence bugün Türk halkının Milli Takıma karşı hissettiği şey sadece öfke değil.

Asıl duygu hayal kırıklığı.

Çünkü insan değer vermediği bir şeye bu kadar kızmaz.

Türkiye’de futbol hiçbir zaman sadece futbol olmadı. Milli Takım oynadığı zaman Galatasaraylı, Fenerbahçeli, Beşiktaşlı, Trabzonsporlu olmayı birkaç saatliğine unutabiliyoruz.

Bayrağı aynı şekilde kaldırıyoruz.

Gol olduğunda birbirini hiç tanımayan insanlar birbirine sarılabiliyor.

Belki de bu yüzden başarısızlık geldiğinde tepkimiz de çok sert oluyor.

Dünya Kupası sonrasında sosyal medyada futbolculara, teknik direktöre ve federasyona yönelik ağır eleştiriler gördük. Amerika’daki bazı Türk taraftarların takımın kaldığı otelin önünde protesto yapması da bu hayal kırıklığının ne kadar büyüdüğünü gösterdi.

Fakat burada kendimize de bir soru sormamız gerekiyor:

Biz nasıl bir futbol toplumuyuz?

Bir oyuncuyu iki iyi maçtan sonra kahraman ilan ediyoruz.

İki kötü maçtan sonra aynı oyuncunun Milli Takıma çağrılmamasını istiyoruz.

Bir teknik direktörü birkaç galibiyet sonrasında göklere çıkarıyoruz, ilk ciddi başarısızlıkta istifaya davet ediyoruz.

Bizim futbolla ilişkimiz biraz böyle.

Çok seviyoruz.

Ama sabrımız çok az.

Belki de Türk futbolunun en büyük problemlerinden biri tam olarak budur.

Biz sonuç istiyoruz.

Hemen istiyoruz.

Bu gece istiyoruz.

Oysa futbol böyle gelişmiyor.

İspanya’nın, Fransa’nın, Almanya’nın veya İngiltere’nin yıllardır yaptığı yatırımları birkaç yetenekli futbolcuyla birkaç yılda yakalayabileceğimizi düşünmek gerçekçi değil.

Türkiye’nin bugün elinde gerçekten değerli bir futbolcu jenerasyonu var.

Bana göre Dünya Kupası’ndaki başarısızlığın ardından yapılabilecek en büyük hata bu jenerasyonu da yakmak olur.

Arda’yı, Kenan’ı ve diğer gençleri bir başarısız turnuvanın sorumlusu ilan etmek kolaydır.

Zor olan onları 2030’a hazırlamaktır.

Ben bugün sokaktaki insanın Milli Takımdan tamamen umudunu kestiğine inanmıyorum.

Tam tersine.

İnsanlar hâlâ inanmak istiyor.

Ama artık sadece güzel sözler duymak istemiyorlar.

“Genç ve yetenekli bir jenerasyonumuz var.”

“Gelecek bizim.”

“Bu takım daha çok gelişecek.”

Bunları yıllardır duyuyoruz.

Türk taraftarı artık sahada bunun karşılığını görmek istiyor.

Bence kamuoyundaki temel duygu şu:

Biz bu takımdan vazgeçmedik ama artık bize bir şey göstermenizi istiyoruz.

Bu çok önemli bir fark.

Çünkü öfke geçer.

Hayal kırıklığı da zamanla azalır.

Milli Takım yeniden iki-üç önemli maç kazandığında bugün en ağır eleştirileri yapan insanların büyük bölümü yeniden bayraklarını çıkaracaktır.

Türkiye böyle bir futbol ülkesidir.

Çabuk kızarız.

Çabuk küseriz.

Ama bir golle yeniden ayağa kalkarız.

Belki bizi diğer futbol ülkelerinden ayıran şeylerden biri de budur.

Milli Takımla ilişkimiz mantıktan çok duyguyla kuruludur.

Bu yüzden Dünya Kupası başarısızlığı sadece skor tabelasında kalmadı. İnsanların gururuna dokundu.

24 yıl bekledik.

Daha fazlasını görmek istedik.

Daha uzun kalmak istedik.

Dünyaya “Türkiye geri döndü” demek istedik.

Olmadı.

Şimdi önümüzde iki seçenek var.

Ya her başarısızlıktan sonra yaptığımız gibi birkaç kişiyi suçlayıp her şeyi yeniden başlatacağız.

Ya da ilk kez biraz sabırlı olup elimizdeki jenerasyonu gerçekten bir sonraki büyük turnuvaya hazırlayacağız.

Ben ikinci yolu tercih ederim.

Çünkü hâlâ bu takımın geleceğine inanıyorum.

Ama Türk halkının da artık sadece umutla yetinmediğini görüyorum.

Bu ülke Milli Takımını hâlâ seviyor.

Belki bugün biraz kırgın.

Belki çok kızgın.

Ama sevgisi bitmiş değil.

Zaten bu kadar kızmamızın sebebi de biraz bu.

Umurumuzda olmasaydı, bu kadar konuşmazdık.

👁 78 views
💬 0 Comment

Comments 0

No comments yet. Start the conversation.